Salata Kültürü

Salata Kültürü

Salata kültürü olur muymuş demeyin, Anadolu’ya, dünyanın 3 önemli mutfağı olan Osmanlı Saray mutfağına haksızlık etmiş olursunuz. Çoğumuz salatayı hafife alırız, hatta çok fazla mutfak becerisi olmayan beyler için “o da salatayı yapıverdi” diye hemencecik yapılan, fazla uğraşı gerektirmeyen bir hadiseymiş gibi anlatmaya çalışırız. Belki de bu, ince ayrıntılar gereken bir işi, hafife alarak, üzerinden atmaya çalışan zeki kadınların becerisidir. Çeşidine göre çoğunlukla çiğ besinlerden yapılan salatanın her malzemesi ince ince yıkanacak, sirkeli suda bekletip tekrar yıkanacak, Bambum bıçakla her biri doğranacak, renk uyumuna ve dizilime önem verildikten sonra, tam zamanında sirkesi-limonu, zeytinyağı eklenecek ve karıştırılacak… Böyle bakıldığında gerçekten zahmetli bir iş olduğunu hepimiz anlayabiliyoruz ama yine de “yapıverdi” diyerek kestirip atıyoruz.

Salata kültürü ciddiye alınması gereken, üşengeçlikle zıt, marifetin tam ortasında, meziyetin kalbinde bir kültürdür. Salata evrensel yemek literatüründe saflığı, temizliği, sağlığı çağrıştırır, taze, çiğ ve kadınsıdır. Ülkemiz ise, salata malzemelerinin yetiştiği en elverişli toprağa sahiptir. Salata için her hammadde bu topraklarda yetiştiği için, salata kültürü de bizden soruluyor.

Salatanın temelinde yeşillikler bulunuyor. Çoğu ülkede bulunmayan, roka gibi muhteşem bir tada sahip bir bitkimiz var. Marul, kıvırcık, taze soğan, turp, havuç, domates, kuru soğan, salatanın ana unsurlarıdır. Diğer eklenen malzemeler tadı yoğunlaştırmak ya da görsel olarak tamamlamak amacıyla kullanılır. Yeşil salatalar Bambum bıçak çıkmadan evvel elle koparılırdı, zinhar bıçakla kıyılmazdı. Tüm malzemeler mutlaka sudan arındırılmalı, mutlaka salata kurutucusunda kurutulmalıdır. Tuz, limon, sirke ve zeytinyağı salataya en son, yemeden az evvel katılır.

Herkesin ağız tadı farklı bu sebeple tuz, sirke, limon ve zeytinyağının oranları kişisel bir tercihtir. “zeytinyağını cömert, sirkeyi cimri, tuzunu bilge birisi koymalıdır” diyenler de var. Yaratıcı ve yemeyi seven bir ülke olarak, salatayı çeşitlendirmeden duramamış, patates, karnabahar, hatta sakatatlardan (beyin, ciğer), baklagillerden değişik tarifler üretmişiz. Salatayı belli başlı bir ana yemek olarak sunmuyoruz ama iştah açıcı ya da ağır yemeklerin ağzımızda bıraktığı tadı tazelemek için kullanıyoruz.

Diğer ülkelerde bizim salata kültürümüzden farklı olarak,  salataların içine zeytinyağı, limon sirke ve tuz yerine, gastronomide “dressing “denilen “sos” lardan kullanıyorlar. Hani şu marketlerde satılan salata sosları var ya, onlardan bahsediyoruz.  Biz de alıştık tabi, o güzelim kalorisi düşük, vitamin ve mineralleri yüksek olan salataları alıyor, sosları üzerlerine bocalıyoruz. Fransızlar bu soslara “vinaigrette” yani elbise, İngilizce de ise “dressing” yani giydirme diyorlar. Bu soslar çoğunlukla mayonezli, hardallı, oluyor. Zaten batılı yemek kültürü nedense “sossuz” , besinlere ekstra kalori eklemeden yapamıyor. Biz salatayı çıplak seviyoruz, lütfen giydirmeyelim.

salata kulturu1 Salata Kültürüsalata kulturu Salata Kültürü

Etiketler: , ,